Herkes Ederi Kadar
Bugün doğum günüm.
İnsan doğum günlerinde ister istemez biraz duruyor. Takvime bakıyorsun, sonra geriye bakıyorsun. Kimler geldi, kimler geçti, kimler kaldı, kimler giderken senden bir parça götürdü, kimler giderken aslında senden hiçbir şey götürmedi de sadece hayatındaki gereksiz bir kalabalığı azalttı…
Yaş ilerledikçe doğum günlerinin pastadan çok muhasebeyle ilgisi olduğunu anlıyorum.
Eskiden insanları hayatımda tutmak için çok uğraşırdım. Kırılmasınlar, yanlış anlamasınlar, gitmesinler, aramız bozulmasın diye kendimden verdiğim çok zaman oldu. Bir insanı kaybetmemek uğruna kendimi kaybetmenin ne kadar anlamsız olduğunu ise zaman öğretti.
Şimdi daha farklı bakıyorum.
Herkes ederi kadar.
Bu cümle ilk bakışta biraz sert gelebilir. Hatta bencilce bile bulunabilir. Ama aslında bencillikten çok bir denge meselesi.
Çünkü hayatta herkesin bir yeri var.
Ama herkesin yeri aynı değil.
Hayatımızdaki en büyük hatalardan biri, insanlara hak ettiklerinden daha büyük yer vermek.
Birine arkadaş diyorsun, o seni yalnızca işi düştüğünde hatırlıyor.
Birine kardeşim diyorsun, sen düştüğünde ortalıkta görünmüyor.
Birine dost diyorsun, senin iyi gününde yanında ama kötü gününde telefonuna bile bakmıyor.
Birine değer veriyorsun, karşılığında gördüğün şey ilgisizlik oluyor.
Sonra da oturup kendine soruyorsun:
“Ben nerede yanlış yaptım?”
Belki de yanlış yaptığın şey, karşındaki insanı olduğundan daha değerli görmendi.
İnsanları değiştiremeyiz.
Ama hayatımızdaki yerlerini değiştirebiliriz.
Bence olgunlaşmanın en önemli taraflarından biri de bu.
Bir insanın kötü olduğunu ilan etmek zorunda değilsin. Onunla kavga etmek, hesaplaşmak, sosyal medyadan silmek, uzun uzun açıklamalar yapmak da gerekmiyor.
Bazen sadece bir adım geri çekilmek yeterli.
Çünkü bazı insanlara verilebilecek en güzel cevap, artık onlara eskisi kadar ulaşılabilir olmamaktır.
İnsan ilişkilerinde fedakârlık önemlidir.
Ama sürekli fedakârlık yapan taraf olmak başka bir şeydir.
Sevdiğin insan için bir şeyler yaparsın. Arkadaşın zor durumdaysa yanında olursun. Ailene destek olursun. Bir insanın hayatına dokunmak, bazen kendi konforundan vazgeçmeyi gerektirir.
Bunların hepsi güzel.
Fakat bir noktadan sonra kendine şu soruyu sormak gerekir:
“Ben bu ilişkide var mıyım, yoksa sadece karşımdaki insanın hayatını kolaylaştırmak için mi varım?”
Çünkü bazı ilişkiler vardır, sen verdikçe büyümez.
Sen verdikçe senden eksilir.
Zamanını verirsin.
Sevgini verirsin.
Desteğini verirsin.
Anlayışını verirsin.
Sonunda elinde sadece yorgunluk kalır.
İşte orada durmayı bilmek gerekir.
Çünkü kendine verdiğin değer, başkasına verdiğin değerden sonra gelen bir şey değildir.
Kendine verdiğin değer, bütün ilişkilerinin başlangıç noktasıdır.
Herkes seni senin kadar düşünmez
Bunu kabul etmek biraz acıtır ama insanı özgürleştirir.
Sen birini düşündüğün kadar o seni düşünmeyebilir.
Sen bir mesajın cevabını saatlerce bekleyebilirsin, o mesajı gördüğü halde hayatına devam edebilir.
Sen birinin doğum gününü hatırlarsın, o seninkini unutabilir.
Sen onun derdini kendi derdin gibi dinlersin, o sen anlatmaya başladığında konuyu kendisine çevirebilir.
Bunların hepsi olabilir.
Çünkü insanlar aynı değildir.
Senin vicdanın, onun vicdanı değildir.
Senin sadakatin, onun sadakati değildir.
Senin sevme biçimin, onun sevme biçimi değildir.
Bunu kabul ettiğinde insanlardan beklentin azalır.
Beklentin azalınca kırgınlığın da azalır.
Ve bir süre sonra şunu öğrenirsin:
İnsanlardan sana verdikleri kadarını beklemek, hayal kırıklığının en etkili panzehirlerinden biridir.
Bazı insanlar kaybedilmez, yer değiştirilir
Hayatımızdan çıkan herkesi kayıp olarak görmek zorunda değiliz.
Bazı insanların gitmesi gerçekten kayıptır.
Ama bazıları sadece hayatındaki yanlış yerde duruyordur.
Onu hayatından tamamen çıkarmak zorunda bile değilsindir.
Eskiden her gün konuştuğun insanla artık ayda bir konuşursun.
Her derdini anlattığın insana artık hiçbir şey anlatmazsın.
Her planına dahil ettiğin insan artık planlarının dışında kalır.
Ve hayat devam eder.
Bunun adı kin değildir.
Bunun adı intikam değildir.
Bunun adı mesafedir.
Mesafe bazen bir ilişkiyi bitirmek için değil, kendini korumak için konur.
Çünkü herkesin hayatında kapısı sonuna kadar açık bir oda olmak zorunda değilsin.
Bazı insanların kapısında zil vardır.
Bazılarının kapısında anahtar.
Bazılarının ise artık kapısı bile yoktur.
Ve bunun için kimseye özür borçlu değilsin.
Bence insan ilişkilerinin gerçek para birimi zamandır.
Para geri kazanılır.
Eşya yeniden alınır.
Bir iş yeniden yapılır.
Ama verdiğin zamanı geri alamazsın.
Bu yüzden hayatının en güzel yıllarını seni sürekli değersiz hissettiren insanların yanında harcamak, aslında kendinden çalmaktır.
Bir insan sana sürekli “fazlasın” hissi veriyorsa, belki de mesele senin fazla olman değildir.
Belki sen yanlış yerde fazlasındır.
Doğru insanın yanında ise kendini kanıtlamak zorunda kalmazsın.
Sürekli “beni anlasın” diye uğraşmazsın.
Sürekli “beni bırakmasın” diye korkmazsın.
Sürekli “acaba yanlış mı anladı?” diye kendini tüketmezsin.
Çünkü gerçek bağlarda insan kendisi olabilir.
Rol yapmaz.
Ölçüp biçmez.
Her cümlesini tartmaz.
Ve en önemlisi, sevildiğini hissetmek için sürekli sınava girmez.
Bugün doğum günüm.
Bir yaş daha aldım.
Belki birkaç beyaz saç daha.
Belki birkaç çizgi daha.
Ama eskisinden biraz daha fazla şey biliyorum.
Her gidenin ardından koşulmaması gerektiğini biliyorum.
Her gelene de kapının sonuna kadar açılmaması gerektiğini biliyorum.
İyi niyetin güzel olduğunu ama sınırsız iyi niyetin bazen insanın kendi hayatına ihanet edebileceğini biliyorum.
Herkesi anlamaya çalışırken kendini anlamayı unutmamak gerektiğini biliyorum.
Ve artık şuna daha çok inanıyorum:
Herkese aynı değeri vermek adalet değildir.
Çünkü herkes sana aynı değeri vermiyor.
Bu, insanları küçümsemek anlamına gelmez.
Sadece hayatındaki yerlerini doğru belirlemek anlamına gelir.
Kimine kalbinden bir sandalye ayırırsın.
Kimine kapının önünde bir tabure.
Kimine uzaktan selam.
Kimine ise hiçbir şey.
Bazen sevgi devam eder ama mesafe değişir.
Bazen hatıralar kalır ama insan kalmaz.
Bazen özlersin ama geri dönmezsin.
Çünkü büyümek biraz da şunu öğrenmektir:
Birini özlemek, ona yeniden hayatında yer vermen gerektiği anlamına gelmez.
Son söz
Hayat kısa.
Gerçekten kısa.
Bu yüzden beni seveni seveceğim.
Yanımda olanın yanında olacağım.
Bana değer verenin değerini bileceğim.
Kimseye düşman olmayacağım.
Ama herkesin dostu da olmayacağım.
Kırıldığım insanlara kin tutmayacağım.
Ama aynı yerden ikinci kez kırılmayı da marifet saymayacağım.
Çünkü artık biliyorum:
İnsanlara hak ettikleri kadar değer vermek, sevgisizlik değildir.
Kendine de biraz değer vermektir.
Bugün yeni yaşımın ilk günü.
Geçmişten öğrendiklerimi yanıma alıyorum.
Gereksiz yükleri geride bırakıyorum.
Ve hayatıma giren, hayatımda kalan, hayatımdan çıkan herkese içimden aynı cümleyi söylüyorum:
Herkes ederi kadar.
Ne eksik.
Ne fazla.
Tam olması gerektiği kadar.
0 Yorum:
Yorum Gönder
Teşekkürler