Bu Ramazan bir şey oldu. Sessiz, gösterişsiz ama güçlü. Bir ilahi çıktı ve bir anda mahalle aralarından şehir ışıklarına, çocukların mırıldanmasından dedelerin tesbih tıkırtısına kadar yayıldı:
KÂBE’DE HACILAR HU DER ALLAH
Bir şarkı değil sadece. Bir hatırlayış. Bir silkiniş. Kalbin tozunu alma girişimi.
Uzun zamandır kulaklarımız hızlı tüketilen melodilerle doluydu. Ritmi bol, manası zayıf, üç gün sonra unutulan ses paketleri… Hani insanın içinde yankı yapmayan, sadece dış kabuğuna çarpıp dağılan türden. Ama bu ilahi öyle olmadı. Bir yere dokundu. Hem de derine.
“Hu” derken insan sadece bir kelime söylemiyor. Nefes veriyor. İçindeki yükü bırakıyor. Kalbini hizaya getiriyor. Sokakta yürürken bir dükkândan duyuyorsun, arabada radyoda çalıyor, evde çocuklar diline dolamış. Yediden yetmişe aynı nakaratta buluşmak… Bu ülkede nadir görülen bir ortak frekans.
Ramazan zaten bir arınma ayı. Ama bu ilahi sanki o arınmaya fon müziği oldu. İftara yarım saat kala mutfaktan gelen yemek kokusuna karıştı. Teravih sonrası çay sohbetlerinin arasına ilişti. Sahur vakti uykulu gözlerle içilen suyun yanında sessizce eşlik etti.
Ve en güzeli ne biliyor musun? İnsanlara iyi geldi.
Çünkü bu toprakların mayasında var bu ses. Bizim kültürümüzde söz sadece eğlence değildir; söz bazen bir köprü, bazen bir pusula, bazen de bir ayna olur. Bu ilahi ayna oldu. Kendimizi gördük. Gürültünün içinde kaybolmadığımızı fark ettik.Ramazan ayı sadece aç kalmak değildir. Açlığı anlamaktır. Nefsi dizginlemektir. Kırdığın kalbi hatırlamaktır. Telefon rehberinde yıllardır aramadığın birini arama cesaretidir. Bir yetimin başını okşama niyetidir. Bir sofraya bir tabak daha koyma zarafetidir.
Bu ilahinin yayılması bana şunu düşündürdü: Toplum olarak hâlâ iyiye açız. Hâlâ manaya susamışız. Hâlâ kalbimizi besleyecek bir söz duyduğumuzda sahip çıkıyoruz. Demek ki umut yerli yerinde. Üzeri biraz tozlanmış, hepsi bu.
Ramazan geceleri gökyüzü biraz daha yakındır insana. Dualar biraz daha hızlı yükselir sanki. İç muhasebe daha dürüst olur. Bu ay, insanın kendisiyle masaya oturduğu aydır. Bahane yok. Gürültü yok. Kaçış yok.Ve şimdi bir ilahi, bu iç muhasebeye eşlik ediyor. Belki bir çocuğun ilk ezberlediği söz oldu. Belki bir gencin kalbinde yeni bir pencere açtı. Belki de yıllardır uzak duran birini yeniden yaklaştırdı.
Dilerim ki bu Ramazan sadece takvimde yaşanmasın. Gerçekten hissedilsin.
Dilerim sofralarımız bereketle, kalplerimiz merhametle dolsun.
Dilerim kırgınlıklar onarılsın, küslükler son bulsun.
Dilerim ki “Hu” derken sadece dilimiz değil, kalbimiz de söylesin.
Ramazan-ı Şerif’imiz mübarek olsun.
Gönüllerimize ferahlık, evlerimize huzur, memleketimize birlik getirsin.
Ve o ilahideki gibi…
Kâbe’de hacılar “Hu” derken, biz de burada aynı nefeste buluşalım.
Hadi eyvallah…







